16 Temmuz 2013 Salı

Karahasans'

Karahasans
(sol. Bige Karahasan - sağ. Simge Karahasan)

Bazı hikayeler özel, bazı insanlar anlatılmaya değerdir. Belki siz Karahasan kardeşlerle yeni tanışacaksınız ama ben onların marka serüvenlerine 3 senedir şahit oluyorum. Hikayenin bir parçası olmanızın zamanı geldi, çünkü geçtiğimiz sene 'Karahasans' markasını kurdular. Simge, markanın yetenekli tasarımcısı, Bige ise markanın başarılı pazarlama sorumlusu, Simge'nin de ablası ;) Şimdilik minik adımlar atsalarda, 10 sene sonra bu kızları bambaşka yerlerde göreceğiz.

Bir çok moda maceramı beraber yaşadığım bu eğlenceli kardeşler ile geçtiğimiz perşembe Bağdat caddesindeki tasarım ofislerinde röportaj için sözleştik. Keyfini çıkarmanız dileyiğle ;)
  • Simge Karahasan'ın bir günü nasıl geçer?
Sabah ofise uğradığımda ilk işim mailimi kontrol etmek oluyor. Piyasa araştırmalarımı yapıyorum. Çekim için alınan ürünler ile editörlerle, yeni sipariş veren müşterilerle, terzilerim ile ürünlerimin durumu hakkında haberleştikten sonra ofisten çıkıp yeni kumaşlar almaya gidiyorum. Sonra ustalarıma uğrayıp, onlarla bire bir çalışıp model çıkarıyoruz. Satış noktalarıma ürünler bırakıp günü tamamlıyorum.
  • Limango gibi satış sitelerinden ve sosyal medya portallarınızdan takip ettiğim kadarıyla geçtiğimiz Sonbahar-Kış sezonunda günlük parçalar üzerine çok yoğunlaşmıştın. Ne zaman yaz kapıyı çaldı seni çoğunlukla kişiye özel tasarım yaparken buluyorum. Biraz kişiye özel tasarım sürecinden bize bahseder misin?
Genelde müşterilerim ne istediklerini bilerek geliyorlar bana. Fikirler üzerinde tartıştıktan sonra, onların da hoşuna gideceğinden emin olduğum bir tasarım sunuyorum. Modelle beraber tabiki renk de seçiyoruz. Modelden emin olduktan sonra kumaş seçimi yapıyoruz, ölçüler alınıyor, ilk adımla başlıyoruz. İlk adım müşteriye kalıbı oturtturma, eğer modelde aksesuara çok önem veriyorsa, bu sefer tasarımı nasıl süsleyeceğimizi konuşmaya başlıyoruz. İkinci provada genelde işimiz bitiyor ama  müşterimle üç prova yapmayı öneriyorum.
  • Hem sezonluk Ready To Wear koleksiyonları hazırlıyorsun, hem kişiye özel tasarımlar yapıyorsun. Hangisi daha zevkli geliyor sana?
Kişiye özel ve tek bir ürün üretmek benim için daha zevkli. Yoktan var etme düşüncesi her zaman bana daha cazip geliyor. O yüzden gece kıyafetlerine yoğunlaşmayı ve farklı tasarımlar ortaya koymayı daha çok seviyorum. Ready to Wear koleksiyonları daha sınırlı bu konuda, bir gömleği gerçekten ne kadar değiştirebilirsin mesela? Haute Couture, gece kıyafetleri benim daha çok ilgimi çekiyor.

62f22ee6f9e8971cf3abf25076a087cf 2db891c8082f4cb4431b4018341a8f80
  • Severek takip ettiğimiz modellerden Merve Büyüksaraç koleksiyonunun basına yansıtan ilk insanlardan biriydi. Vogue Türkiye websitesinde 'Bugün Ne Giydim' köşesinde Karahasans' imzalı bir gömlek giymişti. Bu deneyimden sonra da bir sürü televizyon yapımlarında tasarımlarını gördük, en severek çalıştığın ünlü müşterilerin kimlerdi?
Müşterilerimin hepsinin bende çok farklı bir yeri var. Keyifle çalıştığım isimlerden biri Hatice Şendil'di. Hatice bir ödül töreninde giyebileceği bir gece elbisesi talebiyle bize geldi. Çekimlerinden dolayı sürekli Adana - İstanbul arası yoğun bir tempodayken biz bir prova yapabildik, fakat bana çok güvenmişti. Tasarladığım elbiselerden birini seçmesi beni çok heyecanlandırmıştı. Fiziği de çok güzel olduğundan tasarımımı çok iyi taşımıştı. Zaten dizisinde sürekli Karahasans Ready To Wear tasarımları giyiyor, bizi destekleyen oyunculardan biri.

Merve Büyüksaraç bize ilk destek olan mankenlerimizdendi. Ben çok heyecanlanmama rağmen gerçekten çok güleryüzlü ve çalışması çok rahat bir insan. Merve ile çalışmamızdan sonra inanılmaz geri dönüşler aldık.

  • Madem modellerden söz açıldı, son dönemlerde Cara Delevigne gibi modeller moda dünyasındaki trendlerin öncüleri oldular. Bu Sonbahar-Kış koleksiyonlarına hangi trendler hakim olacak?
Oversized üstler çok moda olacak. Deri bu sezon sıklıkla kullanılacak malzemeler arasında. Ceketlerle eteklerin matchy match olacak. 90'ları tekrardan getireceğimizi hissediyorum. Ben de bu sezon oversize kabanlara öncelik vereceğim. Desenleri çok kullanmak istiyorum. 
  • Son sorumu da kardeşin, ortağın ve danışmanın olarak Bige Karahasan'a yöneltmek istiyorum. Bige, bir aile markası olarak doğdunuz, kardeşinle çalışmak nasıl bir duygu?
Markamız için isim arayışına girdiğimizde ikimizinde ortak sahip olduğu soyadımızı kullanmak istedik. İki kişi olduğumuzdan dolayı da s takısını getirdik. Simgeyle çalışmak çok zevkli, aramızda sadece 1 yaş var, ikiz gibiyiz. Karahasans hayatımıza girmeden önce de zaten hayatlarımız çok içiçeydi, artık konuşmadığımız bir saat bile yok sanırım :) İşte tabiki anlaşamadığımız noktalar oluyor zaman zaman ama ikimizinde farklı bakış açısı iş ortamımızda çok işe yarıyor. Bazen birimiz bir detayı kaçırırken, diğerimiz onu farkediyor. Simge bana geçmişte de söz konusu tasarımları olduğunda çok güvenirdi, hala biten işlerini ilk bana gösteriyor tepkimi ölçmek için. Bazen düşüncelerimde ters tepiyor gerçi beğenmediğim ürünler sattığı çok oluyor :) Ama tasarımı genelde ben ona bırakıyorum pazarlama beni epey yoruyor, iyi olduğumuz alanlarda beraber çalışmamız çok anlamlı ve ötesinde çok zevkli! 

Karahasan kardeşlerin tasarımlarını beğendiyseniz ve iletişime geçmek istiyorsanız, www.karahasans.com 'dan onlara ulaşabilirsiniz. Dahası bir sonraki Bebek Şenliği'nde sizi standlarında bekliyor olacaklar ;)

fb5df181952a5b5569df5af84d45ea90 d9548eb917feb526f4b628d9bd709a67
Kısa Kısa Simge Karahasan 
  • 4 büyük moda haftasından en çok keyif aldığım PARIS!
  • En çılgın moda hayalim bir gün HARRODS OLABİLMEK.
  • VAKKO ile kapsül koleksiyon hazırlama şansım olsa çok mutlu olurdum.
  • En çok İLKBAHAR/YAZ koleksiyonları üzerinde çalışmayı seviyorum.

7 Temmuz 2013 Pazar

Şanslı 4


Farkında mısınız bilmiyorum ama geçtiğimiz 4 gündür normal düzende twitter'ı pek kullanmayan bu kızın twitter hesabı fazlasıyla meşguldü. H&M Türkiye işbirliği ile sürdürdüğümüz çekilişimiz dün akşam sona erdi ve #hmlovesmusic koleksiyonundan rengarenk 4 parça şanslı twitter kullanıcılarını buldu.

 İşte Şanslı 4 ve Tweetleri;

HM YARISMA  
Sevgili Melis, Aslısu, Neslişah ve Zeynep #hmlovesmusic koleksiyonundan hediyelerinizi güle güle kullanın ;) İletişim bilgilerinizi adadileksiz@gmail.com 'a göndermeyi unutmayın! 

Sevgili okuyucular, takipçiler yoğun katılımınız ve eğlenceli tweetleriniz için çok teşekkür ederiz. Paylaşımlarınızı okurken çok keyif aldık. Bayanmor.com 'u ve @hmturkiye 'yi yeni maceralar için takip etmeyi unutmayın ;) 

Last week for 4 days, we launched a twitter giveaway for Turkish citizens with the Turkey office of H&M. A lot of twitter fashionistas entered our giveaway with their funny and sweet replies to our questions about summer and lucky 4 of them won pieces from H&M loves music collection. You can see the winners and their prizes from the image. We sincerely want to thank to all attendees :) 
Don't forget to follow @bayanmor for fashion updates!

28 Haziran 2013 Cuma

Blogger Bazaar #2


Bu pazar ne yapacağını bilemeyenlere... Biraz alışveriş yapmak isteyenlere...
Blogger Bazaar etkinliği kapsamında isimlerini afiştende görebileceğiniz gibi bir çok başarılı blogger arkadaşımla Taksim Kafepi Curcuna'da sizi standlarımıza bekliyor olacağız. Bloglarımızda görüp beğendiğiniz, gardolaplarımıza veda etmek isteyen ürünler siz yeni sahiplerini bulacak ve sevdiğiniz bir çok marka yarışma ve hediyeleriyle sizlerin yüzlerini güldürecek. Miss cookiess size cupcakeleriyle eşlik ederken, Pronail ücretsiz el bakımı ve nail art servisi yapacak. Sonunda tanışabilmek ve görüşebilmek adına bekliyoruz ;)

1 Mayıs 2013 Çarşamba

Nasıl Spora Başladım?


Kafama koymuştum, bu yaz farklı olacaktı. En kasvetli lise yılımda spora bu sefer daha ciddi bir şekilde geri döndüm. Uzun veya kısa olan kondisyonlarım beni daha ilk seferinden yormaya başlamıştı, bir yandan 4,000 kelimelik makaleler yazıyor, bir yandan yurtdışında istediğim okulların koşullarını yerine getirmeye çalışıyor, bir yandan da spor merkezine haftada en az iki kez gitmeye çalışıyordum. Etrafımdaki herkes azmime şaşıyordu, spordan eve geldiğim akşamlar ya ders çalışmaya mecalim kalmıyor, yada durmadan çalışıyordum; kendime zaman ayırmaktan bahsetmiyorum bile. Durumdan memnundum çünkü haftada üç spora gittiğimden lise son stresinden eser yoktu. Bu durum bir, bir buçuk ay böyle gitti sanıyorum; bir dönem geldiki ben hiç spora gidemedim bir ay,  yetiştirilecek sunum ve tezler yüzünden. Belirtmeden edemeyeceğim, evet son iki senedir gerçekten zorlayıcı bir program okuyorum okulumda. Sonradan bir bakıyorum aylardan Nisan olmuş ve ben 2013 kararlarımdan 'haftada 3 spor'u zaman süresince yarı yarıya hayata geçirmişim; 'bu sene sporu rutinime ekler hayatım boyunca rahat ederim' diyorum, nisan ayında tekrar spor merkezi yollarını arşınlıyorum derken ay süresince en rahat olduğum hafta hasta oluyorum, içim içimi yiyor ama bir kere bile spora gidemiyorum. Merkezde üyeliğim bitiyor ama bana daha kalıcı ve daha rahat bir spor programı gerekiyor farkediyorum, üyeliğimi yenilemiyor, gidiş dönüş 15 tl taksi parası verdiğim spor salonunu reddediyorum. Nisan ortası benim için doğru kondisyon mekan ve zamanlamasını bulmak ise tamamen bir sürpriz oluyor.

Hala geç değil diyorum ve haftada 3-4 spor yapmamı sağlayan formülü size açıklıyorum: Artık evime çok yakın olan bir hastanenin park ve koşu parkurunu kullanıyorum. Spor salonundaki gibi benimle beraber akşam 6-7 sularında koşmaya gelen insanlarla beraberim. Bahsettiğim parkur evime maksimum 10 dk uzaklıkta ve parkura yürüyerek gidiyorum. Kendinize böyle bir alan bulmanın iki avantajı, spora para değil sadece efor sarfetmeniz gerektiğini farketmeniz ve ciğerlerinizin temiz havayla dolması. Ayrıca televizyonlarla dolu bir salona tıkılı değilsiniz. Makinalarla spor yapmanın bence en sıkıcı tarafı olan harcadığınız her kalorini hesaplamak tek veya çiftli yürüyüşlerinde aklınıza gelmiyor bile. Takın kulaklığınızı doğanın keyfine varın ;)

Çünkü hatırlıyorum, belli bir süreden sonra yaktığım kalorileri görmek, hatırlamak sinirimi bozmaya başlamıştı, bir gün daha fazla bir gün daha az kalori yakıyordum, sürekli tartılmalar falan; beni asıl amacımdan saptırmıştı. Koşu parkurunda spor yapmaya başladığımdan tartılmıyorum, ihtiyacını da hissetmiyorum çünkü tek derdim vücuduma iyi davranmak... Sanırsam en son tartıldığımda 61 kiloydum, 1.67de boyum var. Haziran ortalarına kadar; 2 günde bir spor politikası iyice oturana kadar tartılmayı düşünmüyorum. Zaten vücudunun sıkılaştığını, haftada 2 tatlı kaçamağanının vücudunu kötü etkilemediğini hissetmenin verdiği zevk paha biçilemez. Birde bahsettiğim stresli ders döneminde su içmeyi gerçekten unutmuştum, şimdi vücudumun su ihtiyacını olabildiğince karşılamaya çalışıyorum. Yemek konusunda da dengeli beslenmeye çalışıyor, tatlıdan vazgeçmiyorum ama abartmıyorumda.  

Lafı toparlamak gerekirse kimse bu temponun kolay olduğunu iddia etmiyor, spor özveri gerektiriyor. Ama spor; vücudunuzdan, zamanınızdan aldığınından daha fazlasını veriyor. Tek ihtiyacınız olan istek ve süreklilik. Yarın koşmaya başlayın, haftaya pazar başka bir kişiliğe ve vücuda uyanacağınıza bahse girerim!

Ada


Size ilham vereceğini düşündüğüm linkler;
  • http://pinterest.com/bayanmor/fit-enough/ (Pinterest'im :))
  • http://www.zencefit.com (Severek takip ettiğim Moda Cadısı'nın spor ve sağlıklı yaşam blogu)

20 Nisan 2013 Cumartesi

Catching Up

 

Bu aralar bize heyecan lazım! Bırakın Mart'ı Nisan bile kapıdan baktırdı kazma kürek yaktırdı. Tiril tiril elbiselerimiz hala raflarda, etek giymekten bahsetmiyorum bile... Haliyle insanın içinde bir sıkılma, bir bunalma. Biraz ilham lazım hepimize  deyip, son zamanlarda dikkatimi çekenleri yeni yaşam ve stil trenlerinden bahsedeyim dedim... Fona Colbie Caillat'tan You Got Me olsun ve söylediklerime kulak verin.


Gözler, gözlükler? kalbin aynasıdır

Bu aralar içininizde iflah olmaz bir parti kızı mı var, yoksa çok sportifim ve sağlığım için düzenliyim diyenlerden misiniz bilmem ama hepimizin biraz ışıltıya, renge, çılgınlığa ihtiyacı var! Kalbinizi, ruhunuzu eğlendirmek için önce gözlerden yada gözlüklerden başlayalım... Mirrored Sunglasses trendi tüm Avrupa'yı geçtiğimiz kıştan etkisine almış bulunmakta. Sıramız geldi de geçiyor bile?


#eatclean Trendi

Son zamanlarda gerek Türk, gerek yabancı bloggerlar olarak kapıldığımız bir trend var ve gerçekten büyük bir kitleyi etkilediğimizi düşünüyorum. Style Scrapbook günlük kombinlerini paylaşmak dışında artık kamerasını kondisyon yaptığı ormana götürüyor, kendini stylish enerjik spor kombinleri içinde fotoğraflattırıyor  (merak edenler için); Zet Fashion son zamanlarda kafamdakileri okumuşçasına eat clean trendinin (sağlıklı ve temiz beslenme) ve sporun yararlarından bahseden bir post yayınlıyor onun tavsiye ettiklerini yeni uygulamaya başlamışken, yazısını görüyor iyice havaya giriyorum. Takip edenler bilir, Instagram (@bayanmor) hesabımda artık daha sağlıklı yemek fotoğrafları paylaşıyor, limonatayı elimden düşürmüyor, artık günde en az 8 bardak su içmeye çalışıyorum. Herkes fit olma çabasında kulağınıza küpe olsun diyorum!

 

Festival Ruhu

Bu sene hiç olmadığı kadar "ah Coachella, vah Coachella" diye iç geçirdim. Bilmeyenler için belirtelim Kaliforniya'da, Nisan ayında 2 defa olmak üzere 3 gün süregelen bir müzik festivali Coachella, hemde en stil sahibi olanından. Blur, Phoneix ve Red Hot Chilli Peppers bu senenin en çok merak edilen isimlerindendi.  Alessandro Ambrosorio'dan Katy Perry'e herkes orda... Bahar demek çimlere yayılmak sıcak bahar gecelerinde bağıra çağıra şarkılara eşlik etmek demek!

 Eğer Coachella'nın tadını çıkaramadıysak bizde dört gözle beklediğim David Guetta'yla bahar moduna gireriz diyorum. (ayrıntılar)

Efes Pilsen One Love ve Rock'n Coke da beklediğim bahar festivallerinden.



Diziler Sezon Arasına Giriyor

Kumandayı bırakmak şart oldu zira Girls, New Girl, hiçbirimizin itiraf etmeyip hepimizin izlediği The Carrie Diaries, Glee sezon arası verdi veriyor. How I Met Your Mother bir süre daha bizle olacak olsa da haftada 20 dk bizi eve bağlamaz. Siz iyisi mi kumandayı bırakın, havanın tadını çıkarmaya başlayın ;) Unutmadan bahsettiğim dizilerden hangilerini izliyorsunuz? Önerilerinizi yorumlara bırakmayı unutmayın ;)

Pinterest Çılgını

Neden bilmiyorum ama son bir aydır Pinterest'ten çok zevk alıyorum. Yaz tatilimde denemek istediğim tariflerden tutun da spor programıma dair tuttuğum 'board'larım var ve tabiki bol bol moda paylaşıyorum. Artık çoğu şeyin olduğu gibi ilham panolarımız da dijital ama en azından yer kaplamıyorlar değil mi?


Tatil Planları

Verona, Verona, Verona! Aranızda bu güzel İtalyan şehrine gitmiş olan var mı? Mayıs sonu tarihin en büyük aşklarından birinin yaşanmış olduğu bu şehirde olacağım. Romeo ve Juliet'ten bahsediyorum. Fikir nereden mi çıktı? Bir sene önce izlediğim Letters to Juliet filminden...

Keşfetmediğiniz sesler

Eğer hala bu blogların farkında değilseniz işte size bir kaç öneri...

  • http://www.trendland.com
  • http://www.blank-mag.com
  • http://www.karlascloset.com
  • http://www.theglamourai.com
  • http://ashley-ringmybell.blogspot.com

Blogda bahara girsin istiyorum!

Son olark, blogumu sizin için daha özel hale getirmek, aramızdaki bağ daha kuvvetlendirmek istiyorum. Trend ve etkinlik bildirmek, stil fotoğrafları paylaşmak eğlenceli ve içerikten keyif aldığınızı site istatistiklerimden anlıyorum fakat artık biraz daha paylaşalım istiyorum. Hangi postlardan daha çok keyif alıyorsunuz? Severek aldığım yeni ürünlerimi sizlerle daha sık paylaşmamı ister miydiniz? Zevkimi nasıl buluyorsunuz? Kısacası #bayanmorblog 'da daha çok neler görmek istiyorsunuz? Bu yazıya yorum bırakın, bana tweet atın daha çok paylaşalım ;)

Haftaya daha güneşli olsun diliyorum, sıcak içimizi ısıtsın, güneş ruhumuzu aydınlatsın :) Haftasonunun tadını çıkarın!

Ada