inspiration etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
inspiration etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ekim 2013 Salı

5 Facts

5things
Müzik ruhun gıdasıdır derler ama resim sanatının sizi ve ruhunuzu anlayabileceğini, iyileştirebileceğini keşfedenlerin sayısı azdır. Bir melodide veya liriklerde bulduğunuz coşkuyu veya hüzünü, resim sanatında da bulabilirsiniz, hatta bazen bu sanat dalı duygularınıza eşlik etmeyi daha iyi bilir. Bir Kandinsky tablosunu anlamak zordur, ama Composition VII 'ı (sağ alt) incelediğinizde yalnız olmadığınızı hissedersiniz, hayatın tatlı ve acı cilvelerine karşı. Üniversitede almaktan çok hoşlandığım derslerden biri de sanat tarihi, öğretmenim Sora'dan okulun ilk 5 gününde öğrendiğim 5 sanat gerçeği...

1) Konu sanat olunca sanatçıları akımları kalıplara sokmak, bağlantılarıyla diagram oluşturmanın pek kolay olmadığını tahmin etmek zor değil. Ama eğer MOMA'nın (The Museum Of Modern Art, New York) ilk direktörü Alfred Barr'sanız büyük boşlukları kapatmak size düşebilir. Bir dahi olduğuna inandığım Barr kabul görülen 'soyut sanatın gelişimi' diagramını çıkarmakla kalmayıp, seneler sonra bu alanı inceleyen bizlere ışık tutuyor. 

2) Yaptığım hataya düşmeyin, Cezanne'ın gücünü küçümsemeyin. Cezanne'ın empresyonist yorumlarını sıkıcı bulabilirsiniz ama Fovizm'in en iyilerinden Matisse'i ve Kubist akımın en bilinen isimlerinden Picasso'yu derinden etkilemiş. Fovizm akımı Cezanne'ın renk skalasını daha özgürce kullanmış, Picasso Kubizim'in temelini oluştururken Cezanne'nın geometrik formları kullanışından etkilenmiş. 

3) Bazen asıl cevher hiç beklemediğiniz eserlerin içindedir. Diğerlerine göre daha soyut veya modern bir anlayışla yapılan eserler amatör sanatseverlerin hoşuna gitmeyebilir ama Kandinsky'i herkesin incelemesi gerekir. İçinde saklı müziği hissettiğinizde, eserleri hakkında incelemeleri okuduğunuzda başka bir huzur boyutunda hissedebilirsiniz kendinizi. Ne yazık ki Kandinsky'le gerçek anlamda tanışmam üniversite konferanslarında olsa da, sanatta aslında hayat gibi doğru sanatçılarla doğru zamanlarda tanışırsınız. 

4)Dali 'The Persistance of Memory' adlı eserinde Einstein'ın izafiyet teorisinden değil güneşin etkisiyle eriyen Kamamber peynirinden ilham aldığını açıklamış. Yeterince sürreal.

5) Joan Miro sürrealizmin barındırdığı 'automatism' i ve cinsel sembolleri kullanmasından dolayı Sürrealist olarak görülse de, Miro herhangi bir sanat akımınının içinde yer almayı reddetmiş. Karar size kalmış fakat Fransız yazar, şair Andre Breton, Miro hakkında 'o aramızdaki en sürrealist olan' açıklamasını yapmış ;)

---------------------------------------------------------------------------

As human beings we all agree that music is a creative art form that sets our mind and soul, however, what a shame, some people never look art at the same way. A little percentage of us appreciate art for taking us to a better state of mind and peace with the hidden idea behind a piece. Lately, I realized that sometimes art is a better company during either cheerful or tough times. That's why art history is one of the most enjoyable class I have in university and here is 5 facts about art that maybe you've never come up before or not.

1) When it comes to art, sometimes it can be really hard to relate the artists to movements for an amateur art lover, but that's why God created Alfred Barr ;), the first director of MOMA. He created a mind map for the development of abstract art, which people still refers to. 

2) Don't make the same mistake I did by underestimating the power of Cezanne on development of art movements. You can find his impressionist style monotonous but turns out that he had a huge influence on Matisse, dominant figure of Fauves, and Picasso, who invented Cubism.

3) Sometimes the real gem is hidden in something unexpected. Since his art was more abstract and modern than the others, Kandinsky is not loved by many amateur art lovers. However, after reading few researches about his pieces, when you realize that you have some ideas about what he wants to say, I can assure you, you'll like him!

4) Once, Dali stated that the soft watches, in his famous work "The Persistence Of Memory", weren't inspired by the theory of relativity, but by Camembert cheese melting in the sun. How surreal is that?

5) Even if Joan Miro is thought as surrealist because of his usage of  sexual symbols and interest in automatism, he rejected membership of any artistic movement in the interwar European years. However, French writer and Poet Andre Breton described him as 'the most Surrealist of us all' ;)



14 Eylül 2013 Cumartesi

Treasure White

WhiteonWhite3

Bu sonbaharı, yağmurları herkes ayrı bir heyecanla bekliyor sanırım. Yazın çekici ama yakıcı sıcağından bunalmış olanlar, yeni denizlere açılacaklar, sayfasını kirletenler, sıfırın gücüne inanmak isteyenler, sonbahar yağmurlarının gecikmemesini diliyorlar sanki. Arınmanın gücünü bir kenara bırakalım sırf insanlık değil, moda dünyası da masumiyeti özledi.

Nasıl kainat kadına saf ve duru kalmayı öğütlüyorsa, moda dünyasının önde gelen isimleri de bu Sonbahar - Kış sezonunda kadına, bu iki sıfatın karşılığı olan beyazı baş tacı etmesini gerektiğinin sinyallerini veriyor. İsterseniz güçlü Dolce &Gabbana kadınından ilhamı alın baştan aşağı beyazlara bürünüp, altın dokunuşlarla stilinizi tamamlayın; ister Alexa Chung gibi küçük beyaz bir elbise edinin ve genç olmanın tadını çıkarın! En önemlisi beyazdan korkmayın. Başlarda monokroma alışmak zor gelebilir veya Kate Moss'un tercih ettiği gibi sade şifonlara bürünmek istemeyebilirsiniz bu durumda dokularla oynayabilir, transparan veya dantel detaylara sahip tasarımları tercih edebilirsiniz. 

Soran olursa bu sonbahar içinizde saklı kalan duruluğu ve masumiyeti açığa çıkartmak pek IN, bunu bir de beyazlar içinde başarırsanız ne ala... 

---------------------------------------------------------------------------

As the universe encourages woman to stay pure at heart, influential names of high fashion advices to treasure purity and innocence with white on white trend this season. Either inspire from Dolce&Gabbana woman and polish your white outfit with gold details or get a little white dress just like Alexa Chung and celebrate youth, but don't be frighten by the power of white! Monochrome outfits can be scary for the first time but you can always play with the fabrics. Trying on lace or transparent detailed white pieces can be nothing but fun ;)

Still curious about the trends of AW 2013? This autumn put on the hidden innocence and purity inside your heart on and surprise the universe! If you're professional enough to well behave all in white, well that would be something!


WhiteOnWhite

WhiteOnWhite2

2 Eylül 2013 Pazartesi

Too Cool For School

Beymen_Club_FW13_1_00059

Lise bittiği günden itibaren gardrop önünde geçirilen zamanın büyük oranda artış göstereceğini tahmin ediyordum. O sıkıcı üniformalardan kurtulduğuma sevinirken, her gün yeni bir stil macerası yaratabilme şansım olan üniversite için heyecanlı olduğumu belirtmeme gerek yok sanırım! Sonbahar-Kış 2013 trendlerinden bahsetmeye başlamadan, geçtiğimiz hafta katıldığım Beymen Club basın lansmanının yeni sezon gardrobum ile ilgili bana ilham verdiğini belirtmeliyim. Çünkü bu sezon Beymen Club kadını çok cool, çok genç ve çok renkli.

Öyle bir kadın hayal edin ki her cuma gecesi dans pistinin yıldızı olacak kadar eğlenceli, hayatın zorluklarına en cool tavrıyla göğüs gerecek kadar güçlü ve mutlak başarıya en yaratıcı biçimde sahip olacak kadar azimli ve birikimli olsun. Herşeyin ötesinde tarz sahibi. Kulağa hoş geldi değil mi? Beymen tasarım ekibinin bu Sonbahar - Kış sezonunda bu kadından esinlenmiş olduğu aşikar. Sade ve zamansız şıklığı ana elementler olarak alan koleksiyon; yoğun çalışma temposunda sneakerlarını ayağına geçirecek, biraz ciddiyet adına maskülen erkek kabanını sırtından eksik etmeyen bu kadın için bir cevher. Eğer sizde benim gibi yazı 'model-off duty' looklarına özenerek geçirdiyseniz önümüzdeki sezon için Beymen Club'a bir uğrayın ;)

 Unutmayın, ister üniversiteli olun ister bir plaza kadını Beymen Club AW 2013 koleksiyonu sizi sezonun en trendy kadını yapmakta kararlı. Nasıl olsa beyazlara bürünmenin, grunge'a kapılmanın, deri ile Rock'n Roll'lamanın, tüvit ceket veya brokar pantolonlarla nostaljik hissetmenin yaşı yok! 

---------------------------------------------------------------------------

Since high school has finished, I was aware of the fact that the amount of time spent in front of wardrobe would rise remarkably. Still, I was happy to finally get rid of boring school uniforms and thrilled to have a chance to experiment on my style at university. Before informing and encouraging you and myself about the trends of Autumn-Winter 2013 for experimenting and experiencing, I want to share the AW 2013 collection of Beymen Club (A well known Turkish clothing brand), which was presented to Turkish fashion press last week. In order to inspire you about the woman I will wear this season, here are some lookbook pictures from the collection.

It's obvious that Beymen Club design team worship the woman, who is so fun that she is the star of dance floor every friday night, who is so tough that she can behave with confidence in bumpy road of life, who is so ambitious and wise in order to gain success with the most creative way. Above all, she's has a good taste and knows how to be stylish with Beymen Club. The posture of this woman sounds nice, right? In their AW 2013 collection, Beymen Club comforts this woman with leather sneakers and backpacks, still polishes with gold & copper and lightens her up with it's color scale and young attitude.

Even if you are a freshman at college or a 40 year old business woman, Beymen Club AW 2013 will make you the trendiest one this season. As there is no age limit in covering yourself in white, falling into grunge, rocking it with leather or feeling nostalgic with tweed jackets ;) 

beymenclub2

beymenclub


25 Ağustos 2013 Pazar

To be myself completely, again


bellesebastian

Size kısa, bana uzun gelen bir aradan sonra yine bu adresteyim. Kürkçü dükkanı misali. Klavyeye elimin gitmediği bir dönem sonrası, kendimi biraz zorlamaya karar verdim. Bugün yazma sebebim ise dün gece kısa bir süreliğine de olsa müziği tekrar damarlarımda hissedebildiğimi paylaşmak ve Belle & Sebastian'a hak ettikleri teşekkürü sunabilmek. Yüksek ritimle titreyen etrafım, sahneye atlayan hayranların enerjileri, dans edişleri, binbir renk oluşları... Hepsi bana müziğin ne kadar büyülü olduğunu, ruha ne kadar iyi geldiğini hatırlattı. İçimde oluşan bu renkli duyguları ne kadar özlediğimi farkettiğimde grubun gitaristlerinden Stevie, şarkıya başladı, kendin olabilmek hakkında, to be myself completely...

96 Glasgow yapımı Belle & Sebastian uzun zamandır tanıştığım en kalabalık grup. Müzik jargonunda karşılaştığınız 'sahneyi doldurdular' deyimini hem gerçek hem mecazi anlamda kullanabileceğiniz bir topluluk ;) Siz videoları izlemeden ne tarz müzik yaptıkları konusunu açıklığa kavuşturmak isterim zira bu arkadaşlar indie-pop (independent = bağımsız) yapıyorlar. Tarzlarından da rahatça anlaşılabildiği gibi Hint kültürüyle veya müziğiyle bir ilgileri yok, siz siz olun aman indie'yi İndia/n ile karıştırmayın! Geçtiğimiz günlerde arkadaşım bir müzik sohbeti sırasında karşılaştığı bu ironik tepkiye nasıl cevap vereceğini şaşırmıştı. Grupla ilgili ilginç gerçeklerden bir başkası ise ismini bir çocuk kitabı olan Belle et Sébastien'den almış olması, ilk defa sahnede doya doya dinlediğim şarkılarının bu kadar tanıdık gelmesinin nedeniyse How I Met Your Mother' da sık sık çalınmasıymış. 

Konser gecesinden sonra sabah uyandığımda grup hakkında daha fazlasını öğrenme isteğimi bastıramamış, Rave Magazine'de, Milliyet'te yayınlanan onlar hakkındaki yazıları okuduktan sonra, ekşi sözlüğe girmeden yapamadım. Yazımı konseri çok güzel özetleyen  adlı kullanıcının yorumuyla kapayacağım, "24 ağustos 2013 tarihinde küçükçiftlik park'ta konser veren gruptur. saat 10 gibi çıktılar sahneye. kulaklarımızı nefis bir müzikle doldurdular. çok neşeli ve eğlenceli bir konserdi. solist sık sık sahneden atlayıp seyrcilerin arasında söyledi şarkılarını. o da yetmedi yaklaşık bir 15 kişilik seyirci ordusunu sahneye çıkardı. çok mütevazi, sıcak kanlı, şeker bir adam stuart murdoch. uzun zamandır konser izlememiş bünyelere çok iyi geldiler." Gerçekten çok iyi geldiler... 

----------------------------------------------------------------

After a short period of time, I'm back. I have to admit it felt like ages, that's why I tried to push myself to blog, to meditate. The reason why I'm writing today, to thank Belle & Sebastian for performance last night in Istanbul, to thank them for making me feel the music inside my veins. They made me realize how much powerful music can be, how much it can set your soul free and one day I will be myself completely, again. 

Speaking more about the group, Belle & Sebastian were formed in 1996 in Glasgow and today they still continue their work of music as a large group of people. I've never come up with group of 7 people, who enjoy their music and the moment so peacefully on stage. Before you listen the songs of the group, let me remind you that Belle & Sebastian is an indie-pop group which doesn't share anything with Indian culture or music. The reason why I'm urging you is a funny story that one of my friends told me :) Another interesting fact about the group is that they chose their name according to a French children book called Belle et Sébastien. Also, even the concert was my first time to listen them, I was familiar with the sound of their music, later on I learned that the work of the band is used a lot in my favorite soap opera, How I Met Your Mother. If they've decided to visit the city you live in, even if you don't know their music, I can assure you, you will find something which will touch your heart in their songs. They can make you feel everything you need, it's definitely worth to give a shot to these guys, who are sincere, warm and fun.



26 Temmuz 2013 Cuma

Karlie Kloss x Daft Punk For Vogue US

fashion_scans_remastered-karlie_kloss-vogue_usa-august_2013-scanned_by_vampirehorde-hq-1

Moda dünyası müzik piyasasına el atınca çok güzel işler çıkıyor ortaya. Missoni yaz playlistini "M Missoni Is For Music" adı altında yayınlayadursun, Amerikan Vogue'u Ağustos 2013 sayısında Daft Punk ile yaptığı moda çekimiyle gündeme damgasını vurdu. Gelecek sezonun en hit olacak gece kıyafetlerine bir saygı duruşu olarak yapılan bu moda çekimi, son zamanların en trend müzisyenleriyle birleşince yılın en başarılı moda çekimlerinin arasında yerini alacağa benziyor. Çekimin styling'ine Tabitha Simmons imza atarken, kareler Craig McDean'e ait. Modelliğini Karlie Kloss'un yaptığı çekim için Amerikan Vogue'u, size bir Ağustos akşamının ne kadar ilham dolu ve büyüleyici olabileceğini müjdeliyor, yaş aralığınız kaç olursa olsun...

When fashion sector collaborates with music business, no matter the type of art it produces, it results as something magical. After Missoni's announcement on their summer playlist CD release called "M Missoni Is For Music", American Vogue came with something bigger and better! A duet of Karlie Kloss and Daft Punk. Both names are the superstars of last seasons. With the beautiful choices of stylist Tabitha Simmons from next seasons evening wear, successful shoots of Craig McDean; American Vogue celebrates the glamorous nightlife for every age! 

fashion_scans_remastered-karlie_kloss-vogue_usa-august_2013-scanned_by_vampirehorde-hq-2

fashion_scans_remastered-karlie_kloss-vogue_usa-august_2013-scanned_by_vampirehorde-hq-5

fashion_scans_remastered-karlie_kloss-vogue_usa-august_2013-scanned_by_vampirehorde-hq-7

fashion_scans_remastered-karlie_kloss-vogue_usa-august_2013-scanned_by_vampirehorde-hq-8

fashion_scans_remastered-karlie_kloss-vogue_usa-august_2013-scanned_by_vampirehorde-hq-9

fashion_scans_remastered-karlie_kloss-vogue_usa-august_2013-scanned_by_vampirehorde-hq-10

fashion_scans_remastered-karlie_kloss-vogue_usa-august_2013-scanned_by_vampirehorde-hq-4

fashion_scans_remastered-karlie_kloss-vogue_usa-august_2013-scanned_by_vampirehorde-hq-3

fashion_scans_remastered-karlie_kloss-vogue_usa-august_2013-scanned_by_vampirehorde-hq-11




1 Mayıs 2013 Çarşamba

Nasıl Spora Başladım?


Kafama koymuştum, bu yaz farklı olacaktı. En kasvetli lise yılımda spora bu sefer daha ciddi bir şekilde geri döndüm. Uzun veya kısa olan kondisyonlarım beni daha ilk seferinden yormaya başlamıştı, bir yandan 4,000 kelimelik makaleler yazıyor, bir yandan yurtdışında istediğim okulların koşullarını yerine getirmeye çalışıyor, bir yandan da spor merkezine haftada en az iki kez gitmeye çalışıyordum. Etrafımdaki herkes azmime şaşıyordu, spordan eve geldiğim akşamlar ya ders çalışmaya mecalim kalmıyor, yada durmadan çalışıyordum; kendime zaman ayırmaktan bahsetmiyorum bile. Durumdan memnundum çünkü haftada üç spora gittiğimden lise son stresinden eser yoktu. Bu durum bir, bir buçuk ay böyle gitti sanıyorum; bir dönem geldiki ben hiç spora gidemedim bir ay,  yetiştirilecek sunum ve tezler yüzünden. Belirtmeden edemeyeceğim, evet son iki senedir gerçekten zorlayıcı bir program okuyorum okulumda. Sonradan bir bakıyorum aylardan Nisan olmuş ve ben 2013 kararlarımdan 'haftada 3 spor'u zaman süresince yarı yarıya hayata geçirmişim; 'bu sene sporu rutinime ekler hayatım boyunca rahat ederim' diyorum, nisan ayında tekrar spor merkezi yollarını arşınlıyorum derken ay süresince en rahat olduğum hafta hasta oluyorum, içim içimi yiyor ama bir kere bile spora gidemiyorum. Merkezde üyeliğim bitiyor ama bana daha kalıcı ve daha rahat bir spor programı gerekiyor farkediyorum, üyeliğimi yenilemiyor, gidiş dönüş 15 tl taksi parası verdiğim spor salonunu reddediyorum. Nisan ortası benim için doğru kondisyon mekan ve zamanlamasını bulmak ise tamamen bir sürpriz oluyor.

Hala geç değil diyorum ve haftada 3-4 spor yapmamı sağlayan formülü size açıklıyorum: Artık evime çok yakın olan bir hastanenin park ve koşu parkurunu kullanıyorum. Spor salonundaki gibi benimle beraber akşam 6-7 sularında koşmaya gelen insanlarla beraberim. Bahsettiğim parkur evime maksimum 10 dk uzaklıkta ve parkura yürüyerek gidiyorum. Kendinize böyle bir alan bulmanın iki avantajı, spora para değil sadece efor sarfetmeniz gerektiğini farketmeniz ve ciğerlerinizin temiz havayla dolması. Ayrıca televizyonlarla dolu bir salona tıkılı değilsiniz. Makinalarla spor yapmanın bence en sıkıcı tarafı olan harcadığınız her kalorini hesaplamak tek veya çiftli yürüyüşlerinde aklınıza gelmiyor bile. Takın kulaklığınızı doğanın keyfine varın ;)

Çünkü hatırlıyorum, belli bir süreden sonra yaktığım kalorileri görmek, hatırlamak sinirimi bozmaya başlamıştı, bir gün daha fazla bir gün daha az kalori yakıyordum, sürekli tartılmalar falan; beni asıl amacımdan saptırmıştı. Koşu parkurunda spor yapmaya başladığımdan tartılmıyorum, ihtiyacını da hissetmiyorum çünkü tek derdim vücuduma iyi davranmak... Sanırsam en son tartıldığımda 61 kiloydum, 1.67de boyum var. Haziran ortalarına kadar; 2 günde bir spor politikası iyice oturana kadar tartılmayı düşünmüyorum. Zaten vücudunun sıkılaştığını, haftada 2 tatlı kaçamağanının vücudunu kötü etkilemediğini hissetmenin verdiği zevk paha biçilemez. Birde bahsettiğim stresli ders döneminde su içmeyi gerçekten unutmuştum, şimdi vücudumun su ihtiyacını olabildiğince karşılamaya çalışıyorum. Yemek konusunda da dengeli beslenmeye çalışıyor, tatlıdan vazgeçmiyorum ama abartmıyorumda.  

Lafı toparlamak gerekirse kimse bu temponun kolay olduğunu iddia etmiyor, spor özveri gerektiriyor. Ama spor; vücudunuzdan, zamanınızdan aldığınından daha fazlasını veriyor. Tek ihtiyacınız olan istek ve süreklilik. Yarın koşmaya başlayın, haftaya pazar başka bir kişiliğe ve vücuda uyanacağınıza bahse girerim!

Ada


Size ilham vereceğini düşündüğüm linkler;
  • http://pinterest.com/bayanmor/fit-enough/ (Pinterest'im :))
  • http://www.zencefit.com (Severek takip ettiğim Moda Cadısı'nın spor ve sağlıklı yaşam blogu)

19 Mart 2013 Salı

SORU-CEVAP @ MBFWI 2013


Modayı sevebilirsiniz, hatta tapabilirsiniz, her trendi takip edip en güzel parçaları dolabınızla buluşturabilirsiniz; fakat bir moda haftasını tecrübe etmek herkese nasip olmaz. Bu sene düşündüm taşındım moda haftasının en dinamik ve genç yüzlerini sizlerle ekran başında tanıştırmaya karar verdim. Biraz biz eğlenelim, biraz siz eğlenin diye. Mercedes-Benz İstanbul Moda Haftası ve kalabalığıyla tanışmaya hazır mısınız?


Mercedes Benz Fashion Week İstanbul 2013 Soru-Cevap from bayanmor on Vimeo.

The video is in Turkish. Even if you're not familiar with the language feel free to experience the aura and the people of Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul 2013.

16 Mart 2013 Cumartesi

Şeytan Detaylarda Gizli

DSC_0145
Minik sürprizler hayatı güzelleştiren dokunuşlarsa eğer, ince detaylardır bir kıyafet kombininde dikkati çeken. Mercedes - Benz İstanbul Moda Haftası'nda göz dolduran aksesuar ve ayakkabı detaylarından bir kesit. 

Antrepo 3, ışıltılı veya eğlenceli 'statement' kolyelerin yanında sezonun en 'it' topuklularını ağırladı. Artık trend olarak pek alıştığımız 'arm party'de arkadaşlarını yalnız bırakmamıştı. Fotoğrafların tadını çıkarın ve devamı için takipte kalın ;)

Fotoğraflar. Ada Dileksiz
İzinsiz kullanılamaz.

Details of street style of Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul.

Photography by Ada Dileksiz
Please don't use without permission.

DSC_0263

DSC_0139

DSC_0171

DSC_0173

DSC_0143

DSC_0151

DSC_0181


26 Şubat 2013 Salı

Back To Neon

neonisback
Bu kış içimdeki asiyi asker kabanları zımbalı aksesuarlar ve siyahla ortaya çıkarmaya çalışsam da, trend haritamı burdan inceleyebilirsiniz, itiraf ediyorum yazı ve renk skalasını içten içe özledim. Neon detayların soğuk Londra ve New York sokaklarına renk kattığını belirtmeliyim. Bu aralar biraz 'renklenmek' hepimizin ihtiyacı olan tek şey sanırım. Fotoğraflar Candice Lake'in objektifinden Teen Vogue Online için çekilmiş, kışın son demlerinde mevisimin keyfini çıkarın, zira küresel ısınma artık Mart'ta kazma kürek yaktırmıyor...

This winter, even if I tried to discover the 'bad boy' inside me in terms of style, which you can find the inspiration board here, I have to admit that I seriously missed summer and its own color scale. The only thing we really need is some color these days, to brighten up! Street style photos are by Candice Lake for Teen Vogue Online, feel free to inspire. Also, don't forget to enjoy the days left from winter ;), looks like we all going to miss our cool coats! 


18 Şubat 2013 Pazartesi

FRESH AND EKRIA


DSC_0443
Bir mücevherden beklediğiniz nedir? Gösterişli olmak mı, kendinizi prenses gibi hissetmek mi yoksa sadece verdiği 'değerli' tecrübe mi? Ekria tasarımlarının annesi Esra Karadeniz için takı dediğiniz şey ‘onunla bir olmanız’ demek. Sizi tamamlayacak, imzanız olacak, stilinizin bir parçasını oluşturacak takılara inanan, zamansız parçalar fikriyle yola çıkan bir tasarımcı Esra. Müşterilerine vaat ettiği ise ise yalın, değerli ve hafif tasarımlar. 

New York'un meşhur tasarım okulu Pratt Üniversitesi mezunu Karadeniz heykel okumak isteyerek yola çıkmış, daha sonra ise yolu endüstri tasarımıyla kesişmiş. Daha önce yine hiç kendini takı tasarlarken hayal etmemiş ama şimdi Nişantaşı'nda, rafine ofisinde koleksiyonlarını zevkle tasarlıyor. Bilgisayarda çizim, altın ve gümüş plakaların lazer ile  kesimi ve ufak bir atölye çalışması sonrası takı tasarımları bedeninizle bir olmaya hazır hale geliyor.

DSC_0474
Şu ana kadar 3 koleksiyona sahip bu genç marka sırf bayanlara değil beyleri de unutmuyor; bayanlar için oluşturulan Geometrik ve Bilim Kurgu koleksiyonlarının yanında, beyler için hazırlanmış yüzük, küpe, kolye, bilezik, kol düğmelerinden oluşan bir koleksiyon yer alıyor.

ESRA KARADENIZ 3
Kısa kısa Esra Karadeniz
  • Pratt'te okumanın sana kattığı en önemli şey ne oldu?
Pratt imkanları çok olan bir okuldu. Seçtiğim bölümün yanında tasarım ve sanatın bir çok farklı yönüyle ilgili ders alma imkanı vardı. Asıl bölümüm mobilya olmasına rağmen alçı, bilgisayarda modelleme, takı ve ürün tasarımı gibi bir çok konuyu çok iyi hocalardan öğrenebiliyorduk. Bu sayede üniversite sonrası seçtiğim alan olan takıya geleneksel tekniklerden farklı bir yaklaşımım oldu. Takılarımda işçiliğin değil tasarımın ve formun öne çıkması bu sayede gerçekleşti.
  • Tasarlarken hayal ettiğin bir Ekria kadını var mıydı?
Ekria’nin vermek istediği temel duygunun kendine güven olduğunu düşünüyorum. Kendine güvenen insanın iddali olmak için fazla şeye ihtiyacı olmadığını düşünüyorum. Ekria’nin abartısız fakat dikkat çekici tasarımlarıyla kişi kendi iddasini ortaya koyabilir.
  • Kendini hangi takınla seksi hissedersin?
Kendimi en rahat hissettiğim takılar küçük ve büyük levha yüzüklerim.
  • İleride değerli taşlarla çalışmayı düşündün mü?
Ileride değerli taşlar ve başka materyaller de kullanmayı düşünüyorum, fakat yine materyali kendi yalınlığıyla ortaya koyarak bunu yapmaya calışacağım.
  • Dün Ekria için neler yaptın?
Dün Boxer dergisinin çekimine ürün yolladım, birkaç muhasebe işi yaptım ve özel bir sipariş olan kol düğmeleri üzerinde bilgisayarda çalıştım.


_DSC7819aa

28 Ocak 2013 Pazartesi

Anna is waiting you at Selfestate!

DSC_0024
Nemli bir perşembe akşamı, uzun zamandan sonra beni heyecanlandıracağını düşündüğüm bir butiğe doğru yol alıyordum. Kapıda yollarımı gözleyen Anna'yı (Wintour - Vogue Amerika Genel Yayın Yönetmeni) görünce aradığım yeri bulduğumu farketmem uzun sürmedi. Bone Magazine ekibi tarafından hayata geçirilen SelfEstate, Galata'nın en tarz butiği olmaya aday. Üstelik çok davetkar, kendinizi evinizde hissettiğiniz sıcak ve rahat ortamıyla sizi kapıda Wintour karşılarken, Chanel varisi Lagerfeld sizi eşikten geçiriyor, Lady Gaga ise soyunma kabininde dedikoduya hazır! Eğlenceli illüstrasyonlara ev sahipliği yapan bu butik giyimde, müzikte, kitap ve dergide en 'cool' parçaları sizin için seçiyor. Ruhunuzu tatmin edecek eski plaklardan, sürüş keyfinize keyif katacak vespa kasklarına, Nike sneakerlardan sahip olabileceğiniz en hafif ve renki Just Over The Top montlara kadar geniş bir ürün yelpazesine sahip. Adidas Silver'ın çarpıcı tasarımları, Jeffrey Campbell ve zımbaları butiğe uğramanız için bir kaç neden... İlerleyen günlerde özgün işbirliklerine imza atacak olan butik, dinamik ve alternatif etkinliklerle karşımıza çıkacak.

Last thursday night, I headed to Galata to find the boutique, that I was looking forward to go for a long time. After seeing Anna (Wintour - Editor in Chief Of Vogue USA) waiting me in the at the door of Selfestate, it wasn't so hard to believe that I've found the place that I was searching for. It's obvious that SelfEstate, which is effectuated by the team of Bone Magazine, will become one of the coolest boutiques in Galata. In addition to this, it's crew and aura is really inviting; Wintour is waiting you at the front door, while Lagerfeld is welcoming you and showing you around, Lady Gaga is ready for latest gossip in the changing room. The boutique shares the hipster and trendy taste of themselves with the customers in clothing, music, books and magazine sections. There is a wide range of pleasing products from refine record collection to fancy Vespa helmets. Adidas Silver's bold line, Jeffrey Campbell and his studs, colorful Just Over The Top jackets and Nike sneakers, are few reasons why you should stop by at SelfEstate in the first place.

DSC_0027
Butik başta kendi imzası altında sınırlı sayıda üretilecek 'Selfestate Studio' koleksiyonlarının yanında; Gat Rimon, American Retro, Zambesi, Jeffrey Campbell, Adidas SLVR, Jott, Nazlı Bozdağ, Nihan Peker, Selim Baklacı, Sinem Uysal, Lastik Pabuç, Henry Holland Pretty Polly, Bernstock and Speirs, Bernard Delettrez, Marshall ve Urban Ears ürünlerini bünyesinde bulunduruyor.

Behalf of boutique's own label 'Selfestate Studio', which consists of collabratations with upcoming designers in limited number of pieces, SelfEstate consists of various designers, both international and Turkish; such as, Gat Rimon, American Retro, Zambesi, Jeffrey Campbell, Adidas SLVR, Jott, Nazlı Bozdağ, Nihan Peker, Selim Baklacı, Sinem Uysal, Lastik Pabuç, Henry Holland Pretty Polly, Bernstock and Speirs, Bernard Delettrez, Marshall and Urban Ears.
DSC_0035
Minik bir kafeye, içerisinde kocaman bir 'Bone Table'a, her ay Bone Magazine'in keşifleriyle şekillenecek bir menüye sahip olacak butiğin mutfağı ise, yakın tarihlerde ilk servislerini yapmaya başlıyor olacak. SelfEstate'in gerek aurası gerek ürün seçimi butiğin müdavimi olmama yetti! Giydiğim sıcacık American Retro kabanında bu durumun üzerinde büyük bir etkisi olabilir :)

Merak edenler için ise işte adres, Şahkulu Mahallesi Küçükhendek Caddesi No. 7A, Galata; Telefon: (0212) 293 67 02

Şehir dışında olanlara ise müjde, selfestate.com yakında emrinize amade!

What suprises me most about the boutique that it has a tiny cafe inside, which will start to serve in couple weeks. Tiny cafe has a bigger 'Bone Table' than itself, which will help you to socialize and make the place cosy enough! Last but not least, SelfEstate amazes me by it's aura and selection of products. Maybe American Retro coat, has a role on my fascination ;)

So, here is the address of SelfEstate, in case if you ever visit Istanbul: Şahkulu Mahallesi Küçükhendek Caddesi No. 7A, Galata

DSC_0064

DSC_0029

DSC_0030

DSC_0039

DSC_0037

19 Ocak 2013 Cumartesi

See By Chloé - Pre Fall / 2013

 

Cumartesi ilhamı 'See by Chloe' nin Pre-Fall koleksiyonundan gelsin! Bol kesim pantolonlar, karpuz kırmızısı, kavun yeşilinden yumuşak pembelere kadar uzanan renk skalası, koleksiyonun taşıdığı 60'lar havası, saten kumaş kullanımı derken koleksiyon daha sevilesi geliyor. Chloe Pre-Fall 2013 koleksiyonunda yer alan bu iki kombin 'okula geri dönüş' etkisi yaratıyor bende. Ama bu sefer lise sıralarına değil, üniversite amfilerine.

Saturday inspiration alert! I really adored the loose silhouette of the effortless chic by the Pre-Fall 2013 collection by 'See by Chloe'. Slightly baggy trousers, color scale of the collection from melon to petal pink, 60's aura and satin pieces made my heart skip a beat. This two looks of the collection reminds me of 'back to school' theme, dear Chloe alerts my college adventure is 'coming soon'.


21 Aralık 2012 Cuma

#instagram issues.

kolaj

Tahmin edebileceğiniz üzere üniversiteye hazırlık pek meşakkatli geçiyor... Blog haricinde, iç geçirdiğim benim yerime gitmeniz gereken etkinlikleri facebook sayfamdan paylaşırken, bazen de sevinç çığlıkları veya homurdanmalarımı duyuyorsunuz twitter 'dan,bazısı moda ilgili bazısı alakasız olan... Ama instagram(@bayanmor)denince akan sular duruyor benim için. Eğer hala takip etmiyorsanız en sık güncellediğim sosyal medya sayfamı i-phone veya i-padinizden takip etmeyi unutmayın! Iyi Haftasonları ;)

As you can guess, my days for getting prepared for college passes in a gruelling way, but mostly it makes me smile these days. Instead of updating blog, I'm on my facebook page and sharing the event that you shouldn't miss OR updating my twitter account with some necessary information about fashion up-comings and some unnecessary information about random stuff :) But mostly, I've been keeping a nice track on instagram(@bayanmor)which makes me enjoy daily life captures. So if you're missing this blog posts lately, just connect me with these social media accounts. Promise to have a huge back on 2013!


13 Aralık 2012 Perşembe

COME ON, STAND!

STAND from bayanmor on Vimeo.

Hayatınızda belli dönemler olur, yorulmuşsunuzdur... Belki gecmiş ilişkilerinizden, belki kariyerinizden, hatta arkadaş çevrenizden... Hemen korkuya kapılmayın! Deneyimleyeceğiniz bu dönem belki bir hafta belki aylar sürecek ama yolun sonunda güneş sizi selamlayacak, uzun süredir beklediğiniz... Bu sürede ya hayatınızdaki ışık hüzmelerini aramaktan vazgeçmeyin ya da bırakın hayat sizi sürprizleriyle şaşırtsın.


Müzik ruhun gıdasıdır derler ya, film, gezmek, tozmak bahane playlistiniz şahane olsun bu zamanlarda. İç huzurunuzda büyük rol oynayacak dinledikleriniz, ister yağmur şırıltısı, ister en güçlü şarkılar olsun.

Peki neden bu video ve Lenny Kravitz? Çok mu seviyorum? Hayir! Çok mu popüler? Belki... Ama çoğunluğun bilmediği tek şarkisi diyebileceğim 'Stand' 2012 yazında bana ilham vermişti. Hala da veriyor...

Size de ilham versin diye 2012 yazında Londra'dan seslendik tanıdık tanımadık tüm güleryüzlü kişiliklerle. Lenny fonda, farklı kültürlere mensup insanlar şarkıyla beraber, umutsuzluğa kapıldığınız dönemlerde kendinizden vazgeçmemeniz gerektiğini söylediler kamerama. Korku ve zayıflıklarınızla yüzleşmeniz gerektiğini, ne olursa olsun ileriye yönelik adım atmaktan vazgeçmemeniz gerektiğini anlatmaya çalıştılar.

Bu kadar insan aynı kanıyı savunuyorsa, sizinde inanmamanız için hiçbir neden yok... Eğer bir gün düşerseniz kalkmamanız için hiçbir neden yok... Bunu bu videoyla hatırlatmak istedim.

Not: Önce şarkı sözlerinin okunması daha sonra videonun izlenmesi önerilir.

Don't give up, you're gonna see tomorrowThat you'll be on your feet againSometimes the world's gonna knock you overBut you will see who you are your friends
Come on, stand, up againCome on, stand,Stand, you're gonna run again
Your faith and patience will be your soldiersTo guide you through your troubled timesJust put one foot in front of the otherThe battles are inside your mind
You have the power to face your demonsNo matter how they go on timeAnd rid yourself of your fear and weaknessSo you can start to live your life
(Come on!) Stand, up again
Come on, stand,Stand, you're gonna run again

COME ON! stand, up againCome on, stand,Stand, you're gonna run again
Pick up your will and put on your faceIf you need to, just take my handIt's time to demonstrate, don't hesitateJust get up and say: Yes, I can!